ÇOCUKLARDA SALDIRGANLIK

Danışmanlık merkeziniz için veya sizin için özel tasarlanmış bir websiteniz olmasını ister misiniz?

ÇOCUKLARDA SALDIRGANLIK

Çocuğum niye öfkeli ve saldırgan? 

“Dünyaya getirilen çocuklardan korkan anneler bittiğinde, dünyaya geldikten sonra annesinden korkan çocuklar türeyecek.” ( Karakök Hayat s.82) 

​Mutsuz insanlar, mutsuz insanlar doğuracak, doyumsuz insanların evlatları da hiç doymayacak ve ne olursa olsun sorunlarını öfke, kin, bağırıp çağırmayla çözüme kavuşturmaya çalışan ebeveynlerin oğulları-kızları da aynı girdaba düşeceklerdir.

Anne ve baba olarak biz ebeveynler zaman zaman ayna görevimiz olduğunu unutarak günlük yaşamımızda, ev ortamında öfke ve saldırganlığı bir problem çözme yöntemi ve kendimizi ifade etme yolu olarak görüp, sözel ya da fiziksel şiddet gibi olumsuz davranışlar sergileyebiliyoruz ve maalesef bizler kendimizi, duygu-düşüncelerimizi karşıya aktardığımızı düşünürken farkında olmadan çocuklarımıza model olarak şiddet içeren tutum ve davranışları öğretiyoruz. 

Aile içinde doğrudan çocuğa uygulanılan veya çocuğun görüp etkilenebileceği aile bireylerine yönelik belirgin bir şiddetin var olması, yine çocuğa uyguladığımız fiziksel ya da çocuğu rencide edici sözel bir ceza uygulama yaklaşımı çocuğun saldırgan davranışlarının oluşmasına ve önü alınmaz hala gelmesine sebep olmaktadır. Çocuklarımızda istemediğimiz davranışlar olduğunda davranışı ortadan kaldırmaya yönelik annenin farklı, babanın farklı bir yöntem kullanması sonucu oluşan tutarsızlığın çocukta kafa karışıklığına sebep olması gibi olumsuz yansımalar, sonrasında çocuğumuzun okul ve sokak çevresinde arkadaşları veya öğretmenleri tarafından küçük düşürülmesi, aşağılanması ve eksik yanlarının sürekli hoş olmayan bir şekilde yüze vurulması; başarısızlıklarıyla çocuğu suçlama gibi olumsuz davranışlar sonucunda çocuğumuzun yaşadığı ve onu derinden etkileyen travmatik olaylar ve yine çocuğumuzun aileyi model alması, çocuğumuzun kendini ifade etmesindeki yetersizliği; öfke ve şiddet içerikli televizyon, sinema ve bilgisayar oyunlarına çok fazla maruz kalması saldırganlığa örnek davranışlar sergilemesine neden olmaktadır. 

Aslında saldırganlık çocuklarda gözlenen doğal gelişimsel bir özellik olmakla birlikte çocuğun ihtiyaçlarını belirtme yöntemidir hatta belki de çocukların ebeveynlerine  “Anne-baba beni duy, beni dinle, anla! Ben buradayım.”çağrısıdır. Nitekim saldırganlık anlatamadığını, anlatsa da dinlenilmediğini, anlaşılmadığını hisseden ve bunlar neticesinde ihtiyaçları tam olarak belirlenemeyip karşılanamayan çocukların içindeki anlaşılmama hissinin dışa vurumudur. Buna istinaden çocuklarımızın sadece söylediklerine değil söyleyemediklerine de kulak verdiğimiz gün, işte o gün onların tam olarak ne istediklerini anlayıp doğru iyileştirme yöntemleri bulacağız. 

Bahsettiğim bu iyileştirme süreci içerisinde tüm çevrenin iş birliği ile çocuklarımızı dinlememiz, model alınan olumsuz davranışı olumlu davranışla değiştirmemiz, tutarlı bir şekilde uygulayacağımız yeni problem çözme yolları geliştirmemiz, çocuğumuza doğru iletişim yollarını ve bu yolları kullanmanın bize nasıl bir katkısı olacağını çocuğumuza öğretmemiz lakin bunu en başta kendimiz öğrenip bir an önce hayata geçirmemiz gerekmektedir.

Yine çözüm sürecinde iletişimlerimizde ben diline dikkat etmekle birlikte, çocuğa davranışlarının olası olumsuz sonuçlarını göstermeli ve bu sonuçları herhangi bir müdahalede bulunmadan çocuğumuzun yaşamasına gerekirse bu sonuçların sorumluluğunu almasına müsaade göstermeliyiz. Olay sonrası hissedilen kızgınlık durumunda çocuğumuzla sağlıklı iletişime geçmek en birinci yapmamız gerekenlerdir. Bunun için çocuğumuzun sakinleşmesini beklemek ve bunun için de mola verme yöntemini çocuğumuza aşılayabilmek sonrasında bu duygunun normal olduğunu fakat böyle yansıtmanın kendimize ve muhatabımıza zarar vereceğinin üzerinde durmak ve bunun bize bir yararı olmadığına dair hemfikir olmak son olarak da bu olumsuz davranışları hangi olumlu davranışlarla değiştirmemiz gerektiği üzerinde konuşmak daha faydalı olacaktır. Ayrıca söndürmek istediğimiz davranışlara karşı tutarlı yaklaşmanın yanında gülme, dalga geçme gibi olumsuz davranışı pekiştirici karşılıklarda bulunmayarak davranışın sıklığında artmaya yol açmamalıyız. Her şeyden öte sabırlı olmalıyız, ne istediğini anlamaya özen gösterip ne yapması gerektiğini sabırla öğretmeli, olumlu ve tutarlı davranışlarımızla onlara model olmalıyız. Ve en önemlisi onların sesine kulak vermeyi bir an olsun hayatımızdan çıkarmamalıyız.

Lütfen unutmayalım; çocukların sadece karnı aç olmaz. Bizler çocuklarımız ruhunu doyurmakla da yükümlüyüzdür. Hepimiz mutlu, kendini ve çevresini seven, kendine güvenen, işe koşabilen, kendini ifade edip iyi iletişim kurabilen, sorunlarıyla yüzleşip baş edebilen başarılı, uyumlu çocuklar istiyoruz. Peki, bunun için ne yapıyoruz?

Son olarak çocuklarımızı hiçbir zaman ilgi ve sevgiden mahrum bırakmamak dileklerimle.

Paylaş:
Songül Öztürk
Songül Öztürk

 Gaziantep Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık mezunuyum. Öğrencilik hayatım boyunca olsun sivil hayatım boyunca olsun -kısa bir süre de olsa- her zaman okumanın bahşettiği eşsiz dünyayı gezinirken yazmanın rahatlatıcı kıyısında buldum kendimi ve hep bir ileriye ulaşmayı, bugünümü dünden farklı kılmayı nihai amacım bildim bunun için çabaladım ve hep de çabalayacağım. Yaşamak denilen bu serüvende ilerlemenin, değişim ve gelişimin uçsuz bucaksız evreninde  birlikte gezinmek benim için büyük keyif olacaktır. İyi okumalar:) 

Yorumlar
Yorum yaz...