DİSMORFOFOBİ: Vücut Dismorfik Bozukluk

Bizi Instagram'da takip etmek ister misiniz?

DİSMORFOFOBİ: Vücut Dismorfik Bozukluk

Beden dismorfik bozukluğu, bir kişinin gerçekte olmayan, var olduğunu sandığı bir bedensel kusur ile aşırı uğraşması ya da bir beden kusuru varsa bile bunu aşırı abartması durumudur. Dismorfofobi terimi ilk kez “görünüşü normal olmasına rağmen hastanın hissettiği öznel bir çirkinlik veya kusur hissi” olarak 1880’lerde İtalyan psikiyatrist Enrique Morselli tarafından tanımlanmıştır. Vücut dismorfik bozukluk (BDD) genellikle ergenlik döneminde başlar ve hem erkekleri hem de kadınları etkiler. Vücudu çok küçük olarak algılayan BDD alt tipi kas dismorfisi çoğunlukla erkekleri etkiler. Bunun yanında algılanan kusur sıklıkla kontrol edilir, karşılaştırılır ve sosyal temastan kaçınmak amacıyla olağandışı rutinler benimsenebilir. “Mükemmeliyetçi” ve “kibirli” takma adlarından korkan kişi genelde vücuduna ilişkin takıntılarını gizler. Bu sebeple tanı koymak oldukça zordur.

*Bir vakada dismorfofobisi olan hasta terapi sırasında sabah alması gereken ilaçları almayı unutmasının da etkisiyle panik atak geçirmiş ve terapi odasındaki dolapların arkasına saklanıp bekleme salonundaki insanlar gidene kadar oradan çıkmayacağını belirtmişti. Hastanın obsesyonları bacaklarındaydı (ortalama bir kadının bacaklarından ince olmasına rağmen böyle düşünmüyordu). Terapist hastanın izniyle bacaklarının fotoğrafını çekmiş “bu fotoğrafın başkasına ait olduğunu düşün. Nasıl bir yorum yapardın?” diye sormuş ve hasta “inanılmaz zayıf ama ben öyle olduğumu zaten biliyorum sadece öyle hissetmiyorum.” diyerek cevaplamıştı.*

TARİHÇESİ

1886 yılında Enrico Morselli, dismorfofobi olarak adlandırılan bir bozukluk bildirmiştir. 1980 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği, bozukluğu  atipik somatoform bozukluk (fiziksel kaynaklı olmayan normalin dışında) olarak sınıflandırırken, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabının (DSM) üçüncü baskısında tanımlamıştır. Ayrı bir somatoform bozukluk olarak sınıflandırılan DSM-III'ün 1987’deki baskısı terimi vücut dismorfik bozukluğuna çevirmiştir.

1994 yılında yayınlanan DSM-4, BDD’yi sosyal veya mesleki işlev bozukluğuna neden olan bir meşguliyet olarak tanımlar. 2013 yılında yayınlanan DSM-5, BDD’yi obsesif kompulsif spektruma kaydırır ve tekrarlayan davranışlar ve düşünceler, kişinin vücudunun çok küçük veya yetersiz olduğu kaygısı (kas dismorfisi) gibi kriterler ekler.

BELİRTİ VE BULGULAR

Teşhisi konan kişilere yapılan FMRI görüntüleme sonuçlarına göre bu bireylerin sol hemisfer aktivitelerinin diğer bireylerden daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Beyindeki bu farklılığın bu kişilerin bedensel bölgelerini bir bütün olarak değil, parça parça ve daha detaylı algılamalarına neden olduğu düşünülmektedir.

Sürekli aynaya bakma veya aynaya bakmaktan kaçınma, yemek yemeyi kısıtlama görülebilir. Görünüşü “kendi gözüyle” normalleştirme arayışı vardır. Bedensel odak alanı hemen hemen her türlü olabilir, ancak genellikle yüz, saç, mide, uyluk veya kalçadır. Bir çok hasta genellikle sıkıntıyı çözmeyen dermatolojik tedavi veya kozmetik cerrahi arar. Ayrıca kendi kendine tedavi girişimleri, daha önce bulunmayan lezyonlar oluşturabilir.

BDD obsesif kompulsif bozukluğu olan özellikleri paylaşır ancak daha fazla depresyon ve sosyal kaçınma içerir. BDD sıklıkla sosyal kaygı bozukluğu ile ilişkilidir. Bazıları başkalarının gizlice kusurlarını gösterdiğine dair sanrılar yaşar.

BDD yaşayan bir kişi günde birkaç saat veya daha uzun süre algılanan bedensel kusur üzerinde ruminasyon (bireyin geçmişe takılarak, problemini çözmek adına harekete geçmeksizin, içinde bulunduğu duygu durumunu, olası sebep ve sonuçlarını tekrar tekrar düşünmesi) yapar, kozmetik veya giyim eşyalarıyla sosyal kaçınma veya kamuflaj kullanır.

Düşük konstrasyon ve motivasyon akademik ve mesleki performansı zayıflatır. BDD sıkıntısı, majör depresif bozukluk eğilimi ve daha fazla ilerlediğinde intihar düşüncesi ve girişimi gösterebilir.

BDD genellikle erken ergenlik döneminde gelişir ve ortaya çıkış yaşları 15-20 yaşlar arası olabilir. Birçok hasta erken travma, istismar, ihmal, alay veya zorbalık belirtmektedir. Bir çok durumda, yaşamın erken dönemlerindeki sosyal kaygı BDD’nin gelişmesinden önce gelir.

NEDENİ

Genetik yatkınlık vardır. BDD’nin kalıtsallığının %43 olduğu tahmin edilmektedir. Anne ve kızı arasında da bağlantı olduğunu gösteren çalışmalar yapılmıştır. Aynı zamanda nedeni içe dönüklük, negatif beden imgesi, mükemmeliyetçilik, yüksek estetik duyarlılık, çocuk istismarı ve ihmalini içerebilir. Osnabrück ve Bochum Ruhr Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, annelerde BDD ile kızları arasında bir bağlantı bulmuştur. Çalışmada annenin ve kızının göz hareketleri izlenmiş ve dikkat dağılımında önemli benzerlikler olduğu bulunmuştur. Katılımcıların kendilerinin ve akranlarının negatif vücut alanlarına pozitif vücut alanlarından daha fazla dikkat ettikleri bulunmuştur. Çalışma, annenin görüntüleme örüntüleri ile beden imajı ve kızları arasında güçlü bir korelasyon olduğu sonucuna varmıştır.        

Medya etkisi de kötü beden imajına neden olan bir faktördür. Snapchat ve Facetune gibi vücut ve yüz şekillendirme uygulamalarının artan kullanımı BDD’nin potansiyel tetikleyicisi olarak tanımlanmıştır. BDD’nin bir parçası olan “Snapchat dismorfisi” diye adlandırabileceğimiz bir tür, kişilerin Snapchat aracılığıyla göründükleri gibi kendilerini düzenlenmiş versiyonuna benzemek için ameliyat isteyen ve plastik cerrahiye giden insanları tanımladığı ortaya çıktı. Kadın Sağlığı Dergisi'ne (19) göre, 2017 Yıllık Amerikan Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Akademisi Araştırması, plastik cerrahların yüzde 55'inin hastaların “özçekimleri” için ameliyat yaptığını bildirdi. Snapchat filtreleri yeni güzellik fantezilerini gerçeğe taşıyor. Plastik cerrahi bir çözüm değildir. Hastalar psikolojik yardım ve bilişsel davranışçı terapi aramalıdır.

YAYGINLIK

Güney Florida Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, kadınların erkeklerden fazla etkilenme olasılığı daha yüksektir (3 kat). Cinsel azınlıkların BDD geliştirme riskinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Cinsel azınlık kadınlarının BDD gelişme olasılığı düz kadınlardan, cinsel azınlık erkeklerinden veya düz erkeklerden daha fazladır. Irk ve etnik köken de kişinin BDD geliştirme şansında rol oynayabilir. BDD herkeste olabileceği gibi, daha yüksek risk altında olan gruplar vardır.

TEŞHİS

Paylaşılan semptomlar yoluyla BDD çoğunlukla sosyal anksiyete bozukluğu, obsesif bozukluk, majör depresif bozukluk veya sosyal fobi olarak yanlış teşhis edilebilir. Doğru tanı duygusal sıkıntı veya sosyal işlev bozukluğu ile bağlantılı olabilir. Tahminler Vücut Dismorfik Bozukluğu Anketinin duyarlılığını %100 (%0 yanlış negatif) ve özgüllüğü (testin hasta olmayan kişilerde negatif sonuç verme becerisi) %92,5 (%7,5 yanlış pozitif) olarak yerleştirmektedir.

TEDAVİ

Seratonin eksikliğini gidermeye yarayan selektif seratonin geri alım inhibitörleri (SSRI’lar) ve bilişsel-davranışçı terapi gibi yöntemlerin etkili olduğu düşünülmektedir. SSRI’lar obsesif kompulsif ve sanrısal özellikleri hafifletmeye yardımcı olurken, bilişsel davranışçı terapi ve EMDR yöntemi ile kişinin bilişsel çarpıtmalarını düzelterek iyilik halinin görülmesi sağlanır, hatalı düşünce kalıplarının tanınmasına yardımcı olunabilir.

KAYNAK

1. https://en.wikipedia.org/wiki/Body_dysmorphic_disorder

2. * https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_14315.htm

3. https://docplayer.biz.tr/1507599-Beden-dismorfik-bozuklugu-body-dysmorphic-disorder.html

Paylaş:
Zehra Bayrak
Zehra Bayrak
Osmangazi üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü öğrencisiyim. Liseyi Bursa Kırcılar Ticaret Lisesi Bilgisayarlı Muhasebe bölüm birincisi olarak bitirdim. Bu bölüm üzerinden devam etmek istemediğim için mezuna kaldım ve PDR kazandım. Şu an 2. sınıftayım. Bölümüm ile ilgili araştırmaların dışında ilginç bilgiler ve tıp alanıyla ilgili bilgileri de araştırmayı severim.
Yorumlar
Yorum yaz...