DUYGUSAL İSTİSMAR TÜRLERİ VE ETKİLERİ

Bizi Instagram'da takip etmek ister misiniz?

DUYGUSAL İSTİSMAR TÜRLERİ VE ETKİLERİ

Özet

Çocuk istismarı ve ihmali, anne, baba ya da bakıcı gibi bir erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen yada kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümüdür. Çocuk istismarı; fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmal olarak 4 temel grupta incelenmektedir. Gündelik yaşamda en sık rastlanan istismar tiplerinden birisi olan duygusal istismar; anne, baba ya da çevredeki diğer yetişkinlerin çocuğun yetenekleri üstünde istek ve beklentiler içinde olmaları ve saldırganca davranmaları olarak tanımlanır. Bu araştırmada çocukluk döneminde meydana gelen duygusal istismar nedir, hangi davranışlar istismar kapsamı içerisinde yer alır ve etkileri nelerdir bunlar hakkında toplanılan bilgiler sunulmuştur.

Anahtar Kavramlar: Çocuk, Ergen, İstismar, İhmal, Duygusal istismar, Duygusal ihmal

Giriş

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 1. maddesinde; çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır. Çocuk istismarı ve ihmali, anne, baba ya da bakıcı gibi bir erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümüdür. Bu eylem ya da eylemsizlerin sonucu olarak çocuğun fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmesi, sağlık ve güvenliğinin tehlikeye girmesi söz konusudur.

Çocuk istismarı; fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmal olarak 4 temel grupta incelenmektedir.

Gündelik yaşamda en sık rastlanan istismar tiplerinden birisi olan duygusal istismar; anne, baba ya da çevredeki diğer yetişkinlerin çocuğun yetenekleri üstünde istek ve beklentiler içinde olmaları ve saldırganca davranmaları olarak tanımlanır. Çocuğa bağırma, reddetme, aşağılama, küfretme, yalnız bırakma, yanıltma, korkutma, yıldırma, tehdit etme, duygusal bakımdan ihtiyaçlarını karşılamamama, yaşın üzerinde sorumluluklar bekleme, kardeşler arasında ayırım yapma, değer vermeme, önemsememe, küçük düşürme, alaylı konuşma, lakap takma, aşırı baskı ve otorite kurma, bağımlı kılma ve aşırı koruma görülen duygusal istismar türleridir. Duygusal istismar tek başına var olduğu gibi fiziksel ve cinsel istismarın hasarı ortadan kalktığında bile devam edebilir. Bu tür davranışlara maruz kalan çocuklarda aileden uzaklaşma, gergin olma, bağımlı kişilik geliştirme, değersizlik duyguları geliştirme, uyumsuz ve saldırgan davranışlarda bulunma gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bunların yanı sıra duygusal istismar, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişmelerini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çocuklarda normal zihinsel kapasite olmasına karşın, öğrenme güçlüğü ve dikkat dağınıklılığı gibi sorunlar görülmektedir. Dolayısıyla duygusal istismar çocuğun hem kişiliği hem de başarısını olumsuz yönde etkilemektedir. Diğer istismar türlerine göre duygusal istismar tanımlanması daha karmaşık, en zor ancak en sık rastlanan istismar türüdür.

Çocuğa bakmakla yükümlü kişinin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, beslenme, giyim, tıbbi, sosyal ve duygusal gereksinimler ya da yaşam koşulları için gerekli ilgiyi göstermeme gibi, çocuğu fiziksel ya da duygusal yönden ihmal etmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Fiziksel ve cinsel istismara göre çok daha göreceli olduğu için tanısı zordur. İhmal ve istismarı ayırtan en temel nokta ihmalin pasif, istismarın ise aktif bir davranış şekli olmasıdır. İhmal, özellikle büyüme geriliği olan psiko-sosyal uyum güçlüğü çeken, eğitim gereksinimleri karşılanmayan çocuklarda akla gelmelidir. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 19. maddesine göre çocuğun yetiştirilmesinden sorumlu olanlar, bu haklarını çocuklara zarar verecek şekilde kullanamazlar. Devlet çocuğu anne, babanın ya da çocuğun bakımından sorumlu başka kişilerin her türlü kötü muamelesinden korumak, çocuğun istismarını önlemek ve bu tür davranışlara maruz kalan çocukların tedavisini amaçlayan sosyal programlar hazırlamakla yükümlüdür. 34. maddesi de fuhuş ve pornografi dahil çocuğun cinsel istismar ve sömürüsünden, 39. maddesi ise silahlı çatışma mağduru olan çocukların bedensel ve ruhsal sağlığının korunmaları veya buna yeniden kavuşmaları için taraf devletlerin uygun önlem almakla yükümlü oldukları belirtilmektedir. İstismar ve ihmal ile ilgili çeşitli kanun maddeleri bulunmakla birlikte TCK’nın 103. maddesi çocukların cinsel istismarından, TCK’nın 232. maddesi kötü muameleden bahsetmektedir.

Bu araştırmada çocukluk döneminde meydana gelen duygusal istismar konusunda toplanılan bilgiler sunulacaktır.

Duygusal istismar

Yaşam içerisinde en çok karşılaşılan istismar türlerinden biri de duygusal istismardır. Ancak duygusal istismarı, fiziksel ve cinsel istismarı tanımlamak kadar kolay değildir. Çünkü duygusal istismarda gözle görülür bir yaralama yoktur, istismarcının davranışlarını gözlemlemek kimi zaman oldukça zordur. Aynı zamanda çocuktaki hasarın duygusal istismar kaynağından oluştuğunu belirlemek de zordur. Duygusal istismarın temelinde çocuğun kendisine bakmakla yükümlü kişiler tarafından olumsuz olarak etkilendikleri tutum ve davranışlara maruz kalması ve ihtiyacı olan ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum bırakılmaları yer almaktadır. Bunun sonucunda da psikolojik hasar oluşmaktadır (Erkman,1999; Hamarman, Bernet,2000).

Duygusal istismar tarihte mental acımasızlık, mental yaralanma, duygusal ihmal, duygusal istismar olarak tanımlanmıştır. Duygusal istismar ile ilgili farklı birçok tanım vardır. Kimi araştırmacı duygusal istismarı, yeteneğin gelişmesine engel davranışlar olarak tanımlamış, kimi duygusal rahatsızlığa neden olan anne babanın kasıtlı davranışı olarak tanımlamıştır. Dean’e göre ise duygusal istismar çocuğun olumlu benlik algısının gelişmesinde gecikmeye neden olan ailenin kronikleşmiş davranış kalıplarıdır.

Her ebeveynin ya da çocuğa bakan kişinin, çocuğu yalnız bırakması, ilgilenmemesi, uygun olmayan duygusal tepkilerde bulunması her zaman duygusal istismar olarak tanımlanmaz. Şöyle ki yapılan yanlış hatanın farkına varıp üzülen, pişmanlık duyan, ardından çocuktan özür dileme ve devamının olmaması halinde duygusal istismar olarak tanımlanmaz. Aslında temelde önemli olan niyet ve devamlılıktır (O’Hagan,1995).

Duygusal istismar, her türlü kötü muameleyi çatısı altında toplayan bir olgudur. Tek başına varolduğu gibi fiziksel ve cinsel istismarla birlikte de bulunur. Fiziksel ve cinsel istismar somut hasarı kaybolduktan sonra da duygusal istismar devam eder (Kaplan,1999).

Garbarino ve Gilliam duygusal istismarı, çocuğun bakımı ve eğitimini veren kişilerin toplumsal ölçütlere ve uzmanların bilimsel görüşlerine göre, çocuğa zarar verici davranışlar yaparak ya da yapmayarak çocuğa zarar vermeleri olarak tanımlamaktadırlar. Eğer bir yetişkinin davranışlarından dolayı çocuğun gelişiminde duraklama, gerileme, gecikme meydana geliyorsa orada yetişkinden kaynaklanan bir duygusal istismar olduğu kabul edilir. Duygusal istismara neden olan davranışla Garbarino (1987) tarafından reddetme, aşağılama, ayırma, yalnız bırakma, yalıtım, korkutma, yıldırma, tehdit, suça yöneltme, duygusal engelleme, duygusal gereksinimlerini karşılamama olarak sıralamaktadır.

1. Duygusal İstismar Olarak Kabul Edilen Davranışlar

Duygusal istismarla yapılan çalışmalarda duygusal istismara neden olan davranışlar 6 başlık altında toplanmıştır. Bunlar reddetme, tek başına bırakma, suça yöneltme, kendi çıkarlarını kullanma, vaktinden önce yetişkin rolü vermedir (Shull, 1999).

1.1. Reddetme

Çocuğun bir birey olduğunun kabul edilmemesi, ihtiyaçlarının karşılanmaması, kişiliğinin, yeteneklerinin yok sayılması, değersiz hissettirilmesi, çoğunlukla yaptıklarının onaylanmamasıdır. Reddeden aileler çocuklarını önemsemezler, çocuklarını bir yük gibi görürler ve beraberinde çocuklarına az zaman harcarlar. Çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılama konusunda başarısızdırlar. Çocuğa günah keçisiymiş gibi davranma, kıyaslamalarda bulunma, verilen sözleri yerine getirmeme, olumsuz yönleri üzerinde durma ve küçük düşürme sık görülen örneklerdendir (Yavuzer,1987).

Duygusal tepki vermeyi reddetme ise çocuğun duygusal-sosyal gelişiminin sağlıklı ilerlemesi için gerekli duygusal tepkilerin verilmesinin ihmal edilmesi veya reddedilmesidir. Çocuklar için dokunmanın önemi oldukça büyüktür. Çocuğu okşama, kucaklama, öpme gibi duygusal davranışların olmaması, çocuğun bu isteklerinin reddedilmesi de duygusal istismar arasında yer alan bir reddetme davranışıdır.

1.2. Aşağılama

Çocuğa değer verilmemesi, çocuğun çeşitli özelliklerinden dolayı yargılanması, toplum içinde küçük düşürülmesidir. Çocuğa yüksek, sert şekilde bağırma, kötü söz söyleme, alay etme, etiketlemede bulunma bu kategoriye giren baskı yöntemidir. Çocuğun yaptığı bir hata sonrası çocuğu kınamak oldukça sık kullanılan yanlış bir yöntemdir. Yapılan hatalar ölçülü şekilde konuşulmalıdır. Ölçülü şekilde eleştiri de bulunmak önemlidir. Ölçülü eleştiri ile anlatılmak istenilen çocuğun benliğine dair ithamda bulunmadan, yaptığı davranışta ki hataya odaklanmak önemlidir. Yaptığı bir davranış sonrası çocuğa “sen adam olmazsın” vb küçük düşürücü cümlelerin olması çocuğun duygusal açıdan zedelenmesine yanı sıra olumsuz benlik algısı oluşturmasına sebep olacaktır. Bu nedenle cezalandırma amacı ile aşağılayıcı sözler söylemekten kaçınılması gerekmektedir (Yörükoğlu, 1989).

Aşağılama yöntemi ile çocuğun disipline edilmesi çocuğun ilerleyen zamanlarda kendine güvenine ve benlik saygısına zarar verecektir. Bu yöntemin kullanılması ile çocuk kendini eksik ve değersiz hissedecektir (Yavuzer, 1987).

1.3. Yıldırma (Şiddet ve korkuya dayalı iletişim)

Çocuğun korkutulması, baskı yapılması, dövüleceğine yönelik gözdağı verilmesi, dünyanın tehlikeli bir yer olarak gösterilmesi şiddete ve korkuya dayalı iletişim türlerindendir. Yıldırmaya örnek olarak çocuğu dövmek, öldürmekle tehdit etmek, çocuğa çift mesaj vermek, çocuğun sırlarını söyleyerek utandırıcı davranışlarını açığa çıkarmakla tehdit sayılabilir (Yavuzer, 1987).

Korkutma gerek dayakla gerekse başka yollarla geleneksel eğitimimizde önemli yer tutmaktadır. Anneler yaramazlık yapan çocuklarını durdurmak için “beni üzersen hastalanıp ölürüm, annesiz kalırsın” gibi sözleri çok sık kullanırlar. Bu vb sözler çocuğun kendini suçlamasına sebep olduğu gibi aynı zamanda çocuk sindirilmiş olur. Çocukta meydana gelen duygusal hasarlar uzun süre etkisini devam ettirir (Hamarman, Bernet, 2000).

Çocukların istenilmeyen davranış sergilediklerinde, uzmanlara göre çocuğa onda korku ve ürkme yaratacak sözcükler kullanmamaları gerektiğini, ebeveynlerin ilgi ve sevgilerini cezalandırıcı araç olarak kullanmaları gerektiğini belirtmişlerdir (Akt:Yörükoğlu,1989).

1.4. Tek Başına Bırakma (İzole etme)

Çocuğun sosyal ilişkilerden uzaklaştırılması, çocuğun denetimsiz olarak yalnız bırakılması, tek başına bırakma cezalarının verilmesi, çocuğa dünyada yalnız olduğunun söylenmesi ve hissettirilmesi, akran gruplarına ve okul aktivitelerine katılmasına izin verilmemesi olarak tanımlanır (Bayraktar, 1990).

Ebeveynlerin kullandığı yanlış disiplin etme yöntemlerinden biri de çocuğu yalnız başına bir odaya kapatmaktır. Yanlış olan bu yöntem çocuğun ruhsal durumunu bozabilir, fobilerin oluşmasına sebep olabilir (Yavuzer, 1987).

İzole etme sadece mekansal olarak sınırlı değildir. Aynı zamanda çocuğa karşı baskı ve otoriter tutum sonucunda da çocuğu izole etmiş olabilirsiniz. Çocuğun sosyal çevresiyle iletişimine gösterilen baskı, eve arkadaşının gelmesine izin vermeme, sosyal çevresine otoriter tutumla karışma, okul aktivitelerine katılımına engel olma vb durumlar da çocuğun izole olmasına yani duygusal istismara maruz kalmasına sebep olacaktır (Kars,1999).

Ebeveynlerin baskılı ve otoriter tutumları sonucunda çocukta kendine güvensizlik ve kişiliğinin hiçe sayılmasını hissettiren bir algı oluşabilir. Çocuk her kurala uyması gerektiğini düşünmeye başlar ve ilerleyen zamanlarda sessiz, içe kapanık, başkalarının etkisi altında kolay kalabilen, aşırı hassas bir kişilik oluşturması muhtemeldir (Yavuzer, 1987).

1.5. Suça Yöneltme

Çocuğun suça yönelmesine zemin hazırlamak veya suç içeren davranışlarını engellememek, iyi ve kötü gibi kavramları öğretmemek, çocuğa kötü örnek olmak, kötü örnekleri yüceltmek, çocuğun suç içeren davranışlarını ödüllendirmek, çocuğun olumsuz öğeler içeren film vb izlemesine izin vermek veya engellememek suça yöneltme olarak tanımlanmaktadır (Yavuzer,1987; Hamarman, Bernet, 2000).

İzole eden ailelerin tam tersi olarak bazı ailelerinde çocuğun her davranışına izin verdiğini söylemek mümkündür. Her davranışın içerisinde yer alan olumsuz davranışlara karşı bu ailelerde bir boş vermişlik gözlenir. Çocuğun aileden öğreneceği kavramları (iyi,kötü,doğru, yanlış vb) öğrenememesi veya yanlış öğrenmesi ve ailenin de düzeltme de bulunmaması sonucunda bu çocukların yetişkinlik dönemlerinde saldırgan davranışlara meyilli olduğu gözlenmiştir.

1.6. Kapasite Üstü İstek ve Kendi Çıkarına Kullanma

Çocuğun üstesinden gelemeyeceği isteklerde bulunma, kapasitesi üzerinde başarı bekleme, yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan sorumluluklar verme ve beklentilerde bulunma olarak tanımlanmaktır. Çocuğa kendi özelliklerinden, gelişim düzeyinden ya da yaşından daha az ya da daha fazla beklentiye girmek, sorumluluk vermek çocuğun benlik algısını ve kendisine olan güvenine zarar verir (Bayraktar, 1990).

Ailenin ekonomik durumunun iyi olmaması nedeniyle çocuğun yaşına uygun olmayan bir işte çalışması ya da çalıştırılması, ebeveynlerin kendi yararları doğrultusunda çocuğu kullanmaları, çocuğun evde bir hizmetçi gibi görülmesi, çocuğun pornografik tavırlar sergilemesi çocuğu cesaretlendirmek, çocuğun istismar edildiğini göstermektedir.

Aile içerisindeki tartışmalar, anne baba tartışmalarında, çocuklardan taraf tutmasını istemek çocuğu zorunlu tutmak ya da hissettirmek de duygusal istismar içerisinde yer almaktadır.

2. Duygusal İstismarın Sonuçları

Duygusal istismar, diğer istismar türleri içerisinde daha yeni ele alınmaya başlanılan ve daha çok diğer istismar türleriyle birlikte değerlendirildiği ve daha uzun süreli sonuçlarının boylamsal bir şekilde değerlendirilmediği söylenebilir.

Çocukların duygusal istismara tepkileri ve farklı çocuklar üzerinde aynı duygusal istismarın etkisi aynı olmayabilir. Burada çocuğun kişilik özelliklerine dikkat etmek gerekmektedir. Aynı aile yanında büyüyen iki kardeşe aynı davranılması iki kardeşte aynı etkiyi yaratmayabilir. İnsan kişiliği kendine has ve biriciktir ilkesine dikkat etmek gerekmektedir.

Duygusal istismar sonucu çocuklarda parmak emme, tırnak yeme, ısırma, sallanma, enüresis, enkopresis, yeme bozuklukları, aşırı hareketlilik, aşırı içe dönüklük, güçsüzlük duygusu, dış kontrol odaklı olma, saldırganlık, aşırı pasiflik, hırsızlık, yalan söyleme gibi antisosyal davranışlar; olumsuz benlik kavramı, depresyon, uyku bozuklukları, aşırı kaygılar, fobiler gibi nevrotik reaksiyonlar, intihar girişimi veya intihar, bilişsel ve duygusal gelişmede duraklama, bellek bozukluğu, dikkati bir yere toplayamama, uyum bozukluğu, güdü azlığı, aşırı bağımlılık, başarısızlık, zeka geriliği, yapay olgunluk ve büyümeme olgusu gibi bozukluklar görülür (Erkman, 1999).

Duygusal istismara maruz kalan ergenlerde ise sıkılıkla değersizlik hissine kapılma, sevilmediklerini hissetme, ait olma duygusunun eksikliği görülür. Ebeveynlerinin cezalarıyla başa çıkabilmek için sık sık inkar savunma mekanizmasını kullanma, aşırı dikkatli olma hali ve içe kapanma eğilimi gösterirler. Karşı karşıya kaldıkları otoriteye karşı gelme, depresif olma, intihar girişiminde bulunma, yeme bozuklukları ve diğer somatik belirtiler görülebilir. Duygu durumları inişli çıkışlı olmaktadır.

Duygusal istismar sonucunda çocuk ve ergenlerde saldırgan davranışlar, benlik saygısında azalma, eve kapanma ve kişiler arası ilişkilerde problemler görülmektedir. Çocuğun yaşından beklenen gelişimi ve becerileri kazanmakta güçlük çekmesi veya gelişiminde duraklama olduğu görülmektedir.

Sürekli olarak duygusal istismara maruz kalan çocuklarda veya ergenlerde düş kırıklığına uğrama ve bu muameleye karşı genellikle iki tip tepki gösterdikleri gözlemlenmiştir. Birinci tip tepkide; çaresizlik içinde ağlamamak, kişilik bölünmesine uğramamak için bu davranışları içselleştirebilir, aileye bağlı olma duygusunu reddedebilir ve savunucu bir tutum içerisine girebilir. İkinci tip tepkide ise; çocuk ya da ergen duygusal istismar gösteren aileye bağımlılık gösterebilir, onlarla özdeşleşip onlara sürekli ihtiyaç duyarken, öfke ve bağlılığın bir arada bulunduğu bir ikilem yaşayabilir. Duygusal istismar yaşayan çocuklar yetişkinlik dönemlerinde toplumla ve çevreleriyle bütünleşmede sorun yaşayabilmektedir.

Duygusal istismara maruz kalan ve kalmayan çocukları karşılaştıran araştırmalar, duygusal istismara maruz kalan çocukların duygusal ve davranışsal olarak ciddi problemler yaşadıklarını ortaya koymuştur. Duygusal istismara maruz kalan çocukların ilişkilerinde ve empati kurma düzeylerinde yetersizlik, okula uyumda zorluk ve düşük akademik başarı görülmektedir. İstismara maruz kalan çocuklar düşük benlik algıları, dünyaya negatif bir bakış sergilerler ve agresif anlayışsız olabilirler. Bazı çocuklar anksiyete ve öfkesini içselleştirirken bazıları da dışsallaştırmaktadır. İçselleştiren çocuklar kendilerine zarar verici davranışlar; depresyon, intihar düşünceleri, pasiflik, içe kapanma ve utangaçlık sergilerler. Dışsallaştıran çocuklar ise dürtüsel ve aşırı hareketli olma eğilimindedirler. Kendi davranışlarını kontrol etmede güçlük yaşarlar ve saldırgan tavırlarda bulunurlar (Taşdelen, 1995).

Duygusal istismara maruz kalan çocuklar gerek maruz kaldıkları dönem içinde gerekse yetişkinlik dönemlerinde duygusal ve davranışsal olarak problemler yaşamaktadır. Her bireyde her davranışın veya aynı davranışın farklı etkilerinin olduğuna dikkat edilmelidir. Çocukların hassalığı ve biricikliği ile birlikte davranışlarda bulunulması gerekmektedir. İstismarın her türünde olduğu gibi duygusal istismara maruz kalan çocukta aslında ilk önce kendini suçlamaktadır. Ebeveyninin ilgisinden ve sevgisinden mahrum kalmayı ya da yanlış sevgi göstergelerinin sebebini kendinde arayarak yanlış sevgi ve sevgisizliği bir ceza aracı olarak görmektedir.

Sonuç ve Öneriler

İstismarın her türlüsü kötü olduğu gibi her birinin kendine has zorlukları da vardır. Duygusal istismarın çocuklardaki etkisi uzun vadede olmaktadır. Ayrıca somut olarak karşılaşma söz konusu olmaması sebebiyle fark etmekte oldukça güçtür.

Yapılan araştırmalar ve sonuçları doğrultusunda duygusal istismar olarak kabul edilen ve etkilerinin hangi yönlerde olduğundan bahsedilmiştir. Çocuğun, dönemdeki kayıpları kadar ileriki yaşamında, yetişkinlik döneminde, çeşitli sorunlar ve kayıplar baş göstermektedir. Olumsuz benlik algısı, kişilik gelişiminde problemler, duygusal ve davranışsal sıkıntılar görülmektedir. Ayrıca bu problemlerle baş edemeyen çocuklar, yetişkinlik dönemlerinde ebeveyn olduklarında, kendi çocukluk deneyimleri ile birlikte ebeveynlik yapmaktadırlar. Benzer şekilde kendi deneyimleriyle ve var olan problemlerle birlikte; çevrelerinde, meslek hayatlarında ve topluma uyumda sıkıntılar yaşarlar.

Duygusal istismarın çocuk ve ergen üzerindeki olumsuz etkileri oldukça fazladır. Bu konuda eğitimcilere ve ailelere şu önerilerde bulunulabilir:

  • Kitle iletişim araçları kullanılarak konunun önemi üzerinde bilgiler uzmanlar tarafından sağlanabilir.
  • Ülkemizde “ana-baba okulu” “evliliğe hazırlık” gibi kursların sayısı artırılarak herkesin katılımı sağlanabilir.
  • Doğumla birlikte risk grubu altında olan çocuklar belirlenerek uzman desteği sağlanabilir.
  • Okullarda görev yapan okul psikolojik danışmanları çocuk istismarı ve ihmali konusunda ergenlere, eğitimcilere, ailelere bilgiler vererek eğitimler düzenleyebilir. Aynı zamanda ihmal ve istismara uğramış çocuklara bireysel ve grupla psikolojik danışma hizmeti sunabilir. Bu çalışmaların yürütülmesi için işbirliği ve gerekli ortam sağlanmalıdır.

KAYNAKÇA

ARSLAN, G.; BALKIS, M,. (2016). “Ergenlerde Duygusal İstismar, Problem Davranışlar, Öz-Yeterlik ve Psikolojik Sağlamlık Arasındaki İlişki,” Sakarya University Journal of Education, Cilt 6, Sayı 1, (8-22).

BAYRAKTAR,N., (1990). “Defining Subcategories of Psychological Maltreatment,” Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi. İstanbul.

ERKMAN, F., (1990). “Çocukların Duygusal Ezimi,” Çocuk İstismarı ve İhmali, Ankara: Pelin Ofset.

GARBARINO, J.; GUTTMAN, E.; SEELY, J.; (1986). The Psychological Battered Child Strategies for Idendification Assessment and Invervention, San Fransisco: Joss Bass.

HAMARMAN, S.; BERNET, W. (2000). “Evaluating and Reporting Emotional Abuse in Children: Parent-Based, Action-Based Focus Aids in Clinical Decision-Making,” Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry, Cilt39, Sayı 7, (928-930).

HAMARMAN, S.; BERNET, W. (2000). “Researchers Offer an Operational Definition of Emotional Abuse,” Brown University Child & Adolescent Behavior Letter, Cilt 16, Sayı 2.

KAPLAN, S. J.; PELCOVITZ, D.; LABRUNA, V. (1999). “Child and Adolescent Abuse and Neglect Research: A Review Of The Past 10 Years. Part I: Physical and Emotional Abuse and Neglect,” Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry, Cilt 38, Sayı 10, (1214, 1222).

KARS, Ö., (1999). “Çocuk İstismarı ve İhmalinin Nedenleri ve Okul Başarısına Etkisi,” Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

KULAKSIZOĞLU, A., (1998). Ergenlik Psikolojisi, İstanbul: Remzi Kitabevi.

O’HAGAN, K.P., (1995). “Emotional and Psychological Abuse: Problems Of Definition,” Child Abuse & Neglect, Cilt 19, Sayı 4, (449-461).

SHULL, J.R., (1999). “Emotional and Psychological Child Abuse: Notes On Discourse, History, and Change,” Stanford Law Review, Cilt 51, Sayı 6, (1665).

SİYEZ, D.M., (2003). “Duygusal İstismara Maruz Kalan ve Kalmayan Ergenlerin Benlik Algıları ile Depresyon ve Kaygı Düzeylerinin Karşılaştırılması,” Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. İzmir.

TANER, Y.; GÖKLER, B,. (2004). “Çocuk İstismarı ve İhmali: Psikiyatrik Yönleri,” Hacettepe Tıp Dergisi, Sayı 35, (82-86).

TAŞDELEN, N., (1995). “Examination of Effects of Perceived Psychological Maltreatmment of mothers on Adolescent’s Self Concept, Emotional and Behavioral Problems and Academic Achievement,” Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi. İstanbul.

TIRAŞÇI, Y,; GÖREN, S., (2007). “Çocuk İstismarı ve ihmali,” Dicle Tıp Dergisi, Cilt34, Sayı 1, (70-74).

YAVUZER, H., (1987). Çocuk ve Suç, İstanbul: Remzi Kitabevi.

YÖRÜKOĞLU, A., (1989). Çocuk Ruh Sağlığı, İstanbul: Özgür Yayın Dağıtım.

Paylaş:
Nimet Atıcı
Nimet Atıcı
Merhaba, ben Nimet Atıcı. Giresun Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunuyum.
Yorumlar
Yorum yaz...