İç Gülümseme

Danışmanlık merkeziniz için veya sizin için özel tasarlanmış bir websiteniz olmasını ister misiniz?

İç Gülümseme

Seslendiren: Rabia Göktaş

Gülümsemek, yüzümüzdeki zigomatik kaslar sayesinde dudaklarımızda oluşturabildiğimiz bir harekettir. Ancak, bu gülümsemeyi yalnızca dudaklarda oluşturmaya gerçek bir gülümseme diyebilir miyiz? Fransız fizikçi Duchenn yaptığı çalışmalarla gerçek gülümsemenin göz çevresindeki kaslarla, yanak kaslarımızın birlikte çalıştığı gülümseme olduğunu ifade etmiştir. Paul Ekman ise gözü çevreleyen kasların aktive olduğunu az bir farkla doğrulamış, ulaştığı sonucu Duchenn’e adayarak gerçek gülümsemeye “Duchenn Gülüşü” demiştir. Yani “gözler kalbin aynasıdır, yalan söylemez” sözünde olduğu gibi gözlerimiz gerçekten mutlu olup olmadığımızı ele verebilir.
Peki, mutlu olduğumuz her an yalnız olsak da gülümser miyiz yoksa diğer insanlara mutlu olduğumuzu göstermek için mi gülümseriz? 1979’da bu sorunun cevabını, insanların da hayvanlar dünyasında olduğu gibi gülümsemeyle karşıdakine dostane mesajlar iletip iletmediklerini merak eden Robert Kraut ve Robert Johnston bir sosyal deney yapmış. Deney gruplarını bowling oynayanlar, hokey maçı seyredenler ve yayalar olarak üç farklı şekilde oluşturmuşlar ve gözlemler yaparak, yüz ifadelerini tek tek kayıt altına almışlar. Sonuçlar birbiriyle korele edildiğinde her üç deneyde de gülümsemenin kişinin ruh halinden bağımsız bir şekilde sosyal etkileşim sonucu ortaya çıktığına ulaşılmış. Anlaşılan o ki gülümseme sosyal bir mesaj özelliği de taşımakta aynı zamanda iki yönlü bir süreçtir. Yüzsel geribildirim hipotezine göre mutlu olduğumuz için güldüğümüz gibi güldüğümüz için de mutlu oluyoruz.
Yapılan araştırmalara göre içten gülen kişilerin sahte gülenlere göre manidar bir farkla hayatta daha başarılı oldukları, evliliklerinin daha uzun sürdüğü, kişisel olarak daha mutlu ve sağlıklı oldukları ortaya çıkmıştır.

"Gülümsemek her dilde aynıdır."


Gülümsemek aynı zamanda yüzümüze yakışan, yüzümüzü güzelleştiren duygusal ifadelerimizden birisidir. Bazen mutlu olduğumuz, zevk aldığımız için, bazen alay etmek için, bazense acımızı saklamak için gülümseriz. Birçok nedenimiz olabilir gülümsemek için. Karşımızdaki kişi gülümseyince bizim de gülümsememiz gülümsemenin bulaşıcı etkisini gösterir.
Farklı bir boyuttan baktığımızda, biz yalnızca bedenden oluşmayız. İçsel süreçleri olan varlıklarız. Kendimize, nesnelere ve diğer insanlara yönelik çeşitli algılara, duygulara sahibiz. Birtakım olaylar yaşarız, bunlar yaşanmış değişmez gerçeklerdir. Değiştirebileceklerimiz; bakış açımız, zihnimizde açtığımız pencereler, özümüze duyduğumuz şefkat, anlayış ve kabuldür.

Senin gönlün değişirse dünya değişir.” -Şems Tebrizi


Beyaz bir sinema perdesi düşünelim, bu bizim farkındalık alanımız olsun. Üzerinde birtakım negatif duygu ve düşünceler var. Şimdi negatifliklerin üzerini pozitif duygu ve düşüncelerle kaplamaya çalışalım. Bu şekilde negatiflikleri ortadan kaldırmış olur muyuz? Yalnızca üstünü örtmüş, gizlemiş oluruz. Bir kısır döngü oluşur ve pozitif düşünmek pozitif bir hal olmaktan çıkar.

Üzerimizi kıyafetlerle kaplıyor, sonra da bu kıyafetleri kendimiz sanabiliyoruz. Tamamlanmamışlık hissi, mutluluğu dışarıya bağlamak iç dünyamızla bağlantımızın zayıflamasından kaynaklanıyor. Boşluğu dışarıdan çeşitli maddelerle doldurarak oluşturduğumuz benlik yapısının esiri oluyoruz. Tüm bunlar zihnimizde sürekli konuşan -meli -malı, iyi kötü kalıplarını, çeşitli otorite figürlerini içimizden özgür bırakmamızı, ruhumuza ezgiler fısıldamamızı, iç gülümsememizi ortaya çıkarmamızı gösteriyor.


Her şey harika olmalı, çok mutlu olmalıyım gibi -malı -meli yanılgılarından sıyrılmıştır iç gülümseme. Oldukça objektif, farkında, kabulde ve anda olan keyifli bir bakış açısı sunar. Dengede, merkezde kalmamıza yardım eder. Hayatta tek bir rengin değil farklı tonların varlığına işaret eder. İç gülümseme, onu görmezden gelmediğimiz, üzerine etiketler, blokajlar koymadığımız sürece hep ordadır. İç gülümsemeyi lotus etkisine benzetebiliriz. Lotus etkisi, bitkinin çamurlu ve kirli ortamlarda yaşamasına rağmen tertemiz kalmasını anlatan bir durumdur. İç gülümsememizin de üzerine ne gelirse gelsin dans eder gibi ahenkle akar gider.

"Sen de su gibi ol... Uyum içinde akacak bir yön bul. Ta ki okyanusa ulaşana kadar..."


Sana, bana, hepimize.

Paylaş:

Etiketler:

Rabia Göktaş
Rabia Göktaş

Ankara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik 

Yorumlar
Yorum yaz...