Kahve ve Psikolojimiz

Bizi Instagram'da takip etmek ister misiniz?

Kahve ve Psikolojimiz

Kahve; muhteşem kokusu, tadı, sıcaklığıyla aynı zamanda sınavlara, sunumlara hazırlandığımız dönemlerde, ev işlerini yetiştirmeye çalışırken ya da iş stresi yaşadığımız gergin anlarda da; arkadaşlarımızla güzel bir gün geçirirken, sevdiğimiz bir filmi izlerken de yanımızda. Yani iyi anlarımızda da, sıkıntılı anlarımızda da vazgeçemediğimiz bir dost gibi her zaman yanımızda. Hemen hemen bize her gün eşlik eden, günümüze keyif katan mucize gibi bir içecek.  

    Bu muhteşem içeceğe baktığımızda Etiyopya’da başlayıp Arap ülkelerine oradan da Avrupa ve dünyanın dört bir yanına yayıldığı, yaklaşık 600 yıllık bir geçmişi olduğunu da görüyoruz. Günde 1 bardak kahve içen kişiler de var, biraz abartıp 6-7 bardak kahveyi bulan kişiler de… Peki kahvenin psikolojimiz üzerinde nasıl bir etki yarattığını hiç merak ettiniz mi? Şimdi kendinize güzel bir kahve yapıp, muhteşem ve rahatlatıcı kahve kokusu eşliğinde bu yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum. İşte kahve tüketirken göz önüne alabileceğiniz 6 neden;

40 yıl hatırı olan kahveyle hafızamızı kaç kat güçlendirebiliriz?

Araştırmalara bakıldığında, günde aldığınız yaklaşık 200 gr’lık kafein (bu da kahve şirketlerinin büyük boy bardaklarına denk gelen bir miktar) uzun dönemli hafızanızı güçlendirebileceğinizi gösteriyor.  Fakat burada dikkat etmeniz gereken nokta; yaş aralığınız. Erken çocukluk döneminde tüketilen kafein beyin gelişimini geciktirirken, erişkinlerde hafıza üzerinde olumlu sonuçlar bulunmuştur. Ama dediğim gibi 200 mg üzerinde kafein tüketilmemesi şartıyla.

  • Dikkat ve Uyanıklık Sürenizi uzatmak ister miydiniz?

Kahvenin uyanık tuttuğu üzerine yüzlerce şey duymuşsunuzdur mutlaka. Evet kahve bizi özellikle sınav hazırlığı ya da toplantı öncesi gibi durumlarda harekete geçirebiliyor, enerjimizi arttırıp bedenimizden uykuyu uzaklaştırabiliyor. Fakat burada da dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta var. Gün içerisinde sık sık içilen kahvelerdense, kahve içme aralığınız uzatıp sonrasında içilen 1 fincan kahvenin daha faydalı olduğu bulunmuştur. Yani çok sık aralıklarla kahve içtiğimizde iyi geleceğini, enerjimizin artacağını düşünürken hiçbir faydasını görmeyebiliriz; hatta farkında olmadan anksiyete seviyemizin artmasına yol açabiliriz.

  • Kahvenin rahatlatıcı kokusunu içinize çekin!

Seul Üniversitesi’nde farelerin beyinleri üzerinde yapılan bir araştırmada, strese bağlı uykusuzluk yaşayan farelerin kahve aromasıyla birlikte beyin proteinlerini değiştirerek streslerini baskılayabildikleri gözlemlenmiş. Yani kahvenin kokusu bile vücudumuzda bazı kimyasalları harekete geçirerek rahatlamamızı sağlayabiliyor. Yatağınızın baş ucuna, çalışma odanıza hatta belki de en çok stres yaşadığımız alanlardan biri olan arabanıza bile kahve kokusu veren ürünlerden kullanabilirsiniz.

  • Kendinizi Alzheimer ve Parkinson’ dan koruyabilirsiniz!

Kafein bilişsel faktörlerdeki azalmanın önüne geçiyor ve zihnimizi aktif hale getirebiliyor. Parkinson hastalığı olan kişilerin kontrol edemediği hareketleri yönetmesine yardımcı olabiliyor. Bu nedenle gün içerisinde miktarı çok arttırmadan içeceğiniz kahve sizi bu tip beyin hastalıklarından da koruyabiliyor.

  • Bir fincan kahve depresyonu azaltın!

Sabah uyandığınızda kendinizi mutsuz, asık suratlı, depresif hissediyorsanız kendinize bir fincan kahve ısmarlayın. Yapılan araştırmalar 1-3 bardak arası kahve tüketenlerin depresyona yakalanma riski %20 azaldığı gösteriyor. Çünkü fincanımızdan kahvemizi yudumladığımızda, serotonin, dopamin ve noradrenalin iyi ve mutlu hissetme hormonlarımız çoğalıyor. Yani bir nevi antidepresan etkisi gösterebiliyor.

  • Hem kilonuzu hem psikolojinizi koruyun!

Ayrıca birçok beslenme uzmanı ara öğün olarak tok tutan bir içecek olduğu için kahveyi danışanlarına öneriyor. Aslında kilo kontrolümüze yardımcı olduğu için aynı zamanda da açlığımızı kontrol altına aldığı ve kilo almamamıza yardımcı olduğu için de kahvenin psikolojimiz üzerinde olumlu bir rolü ortaya çıkıyor.

      Tüm bunlara bakıldığında kahve içmek için çok nedenimiz var gibi gözüküyor. Ama dediğim gibi kahveyle ilgili önemli olan 2 etken miktarı ve saati. Bunları daha kontrollü yaptığımızda kahvenin gerçek faydasını çok daha fazla hissediyoruz. O zaman yazımı Kahveyi bıraktım. İnanın ki sevgiIiden ayrıImaktan daha zor.’’ diyen Sandra Bullock’un sözüyle bitirmek istiyorum. Sevgilerle.

Paylaş:

Etiketler: psikoloji , kahve ,

Cansu Avcı
Cansu Avcı

KLİNİK PSİKOLOG CANSU AVCI Lisansımı Yeditepe Üniversitesi’nde yaptıktan sonra, eğitimime Okan Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans ve Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programlarıyla devam ettim. Lisans sürecinde Tekirdağ Devlet Hastanesi, Dora Hastanesi gibi sağlık kuruluşlarında stajyer psikolog olarak yer aldım. Bunun yanı sıra Mor Çatı gönüllüsü/Psikolog Feride Güneri’nin üniversitede verdiği Sosyal Sorumluluk Projesi dersi kapsamında bir özel eğitim merkezinde bulunan engelli çocuklar ve ailelerine destekleyici firma bulup kıyafet yardımı yaparak ve özel günlerde verdikleri organizasyonlara gönüllü olarak destek verdim. Yüksek lisansım süresince Doç. Dr İrem Erdem Atak’ tan süper vizyon alarak danışan gördüm. Ayrıca bu süreçte KAÇUV (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) önderliğinde Şişli Etfal Hastanesi’nde kanser tedavisi gören çocuk ve ailelerine destek görüşmeleri yapmaya devam ettim. Bu süreçteyken Psikiyatrist Alp Karaosmanoğlu’ndan Şema Terapi ve Doç. Dr. İrem Erdem Atak’tan Peri Masalları Testi eğitimini aldım. Daha sonra obezite ve yeme bozuklukları üzerine çalışan özel bir klinikte 4 sene boyunca danışan görmeye devam ettim. Bu süreçte duygusal yeme, tıkınırcasına yeme, alışkanlık değişiklikleri, motivasyon, anksiyete, özgüven problemleri, depresyon, ilişki problemleri, beden algısı bozuklukları gibi konularda oldukça fazla sayıda danışanla seanslar yaptım. Daha sonra Nefes Okulu’nda, nefes terapiyi öfke/stres kontrolü, anksiyete, obezite ve birçok psikolojik/fizyolojik problemlerde nasıl uygulayabileceğim hakkında eğitim aldım. Şu an Göztepe’de bulunan ve kurucusu olduğum Empati İstanbul Danışmanlık Merkezi’nde seanslarımı yürütmekteyim. Projeler Ergenlerde benlik saygısı, beden algısı ve yeme bozukluğu Obezite ve dürtü bozukluğuyla ilişkisi

Yorumlar
Yorum yaz...