Kurban Kesiminin Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Danışmanlık merkeziniz için veya sizin için özel tasarlanmış bir websiteniz olmasını ister misiniz?

Kurban Kesiminin Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Kurban bayramına sayılı günler kaldı. Kültürümüzde bayramlar toplum içinde birliği, beraberliği ve ailecek paylaşımlarımızı arttıyor. Birçok çocuk için de yeni alınan kıyafetlerin heyecanı, aile büyükleriyle zaman geçirmek, bayram harçlıkları demek bir yandan da; yani çocuklar için bayramlarımızın anlam ve önemi oldukça fazla. Fakat özellikle Kurban Bayramlarının çocuklar üzerindeki psikolojik etkisi oldukça fazla. Bu nedenle aileler olarak bu konuda nelere dikkat etmeniz gerektiği, nelerden kaçınmanız gerektiği ya da doğru bilgiyi nasıl verdiğiniz oldukça önemli. Çocuğa bu dönemde yaşatılan herhangi bir travmanın etkisi uzun yıllar sürebiliyor. Özellikle ailenin, aile büyüklerinin bayramı nasıl yaşadığı, ne anlamlar yüklediği oldukça önemli, çünkü çocuk küçük yaşlardayken özellikle bu ögeleri model alarak yaşamına devam ediyor.

Özellikle 12 yaş altındaki çocukların soyut kavramları algılama yeteneği yeterince gelişmediği (ölüm kavramını, dini kavramlarını anlayabilmek gibi) için Kurban Bayramı'nda şahit olduğu görüntüler hayat boyu travmatik izler bırakabiliyor. İşte aileler olarak dikkat etmeniz gereken bazı noktalar;

1) ''Niçin kurban kesiyoruz?'' sorusunun cevabı

Özellikle 12 yaş altı çocukların somut şeyleri algılama yeteneği daha fazladır, bu sebeple kurban kesiminin dini yönünü anlatmak, ne gerekçe olursa olsun sonu farklı bitse de bir babanın çocuğunu kurban etmesini içeren dini açıklamasını anlayamayacaktır. O yüzden de çocuklara bu dönemde kurban bayramının özellikle sosyal ve yardımlaşma boyutu anlatılmalıdır. Et yiyemeyenlerin et yemesini sağlamak, yoksullara yardım etmek gibi yardımlaşma kısmını daha çok anlatıp, hatta paylaşma kısmında onları da dahil edebilirsiniz.

2) Kurban kesimi kesinlikle izlettirilmemelidir!

Çocuklar farklı şeyleri görmeye meraklı ve istekli olabilirler. Çocuğunuzun kurban kesimini izlemek istemesi aileler tarafından olumlu bir davranışmış gibi algılanmamalıdır kesinlikle. Çocuğun kurban bayramını, kurban kesmenin önemini anlaması için kesimi izlemesi ise hiç gerekmez! Bu istek kurban kesiminin ne olduğunu bildikleri ve o görüntüden etkilenmeyecekleri anlamına gelmez. Belediyeler tarafından belirlenen kesim yerlerine götürülen çocuklar çok sayıda kesim ve rahatsız edici sahne ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Mahalle içinde bulunan toplu kesim yerlerine çevrede yaşayan çocuklar kolayca ulaşabilmektedir. Çocukların bu ortamlardan uzak tutulması gerekir.

3) Çocuğunuza dürüst cevaplar vermelisiniz!

Bu dönemde çocuğunuz ''ölüm'' kavramıyla ilgili soruları artabilir. Çocuğun yaşına göre açıklama yapılması ve kullanılan kelimelerin özenle seçilmesi gerekir. “Uykuya daldı”, “Zaten ölecekti”, “Kaza oldu” gibi açıklamalar kullanılmamalıdır. Çocuklara kurban edilen hayvanların ölüm nedeni ile ilgili açıklama yapılırken yanlış, yetersiz veya bazen çocukta endişe yaratabilecek bilgiler verilmemelidir.

Ayrıca kurbanın kesimden sonra ''uyuduğunu' söylemek çocukta ölüm kavramıyla ilgili karışıklık da yaratacaktır. Bu tarz cümleler çocuğun uykuyu ölüm olarak değerlendirmesine sebep olacakken, sürekli tedirgin ve kaygılı bir ruh halinde olmasına da sebep olabilmektedir.

4) Çocuklar istemiyorsa, zorla kurban eti yedirilmemelidir!

Özellikle birkaç gün öncesinden alınan ve çocukların zaman geçirdiği hayvanlar ayrılması hatta ölümüne şahit olması tabi ki oldukça travmatiktir. Bu dönemde evde pişirilen kurban etinden yemek istememeleri oldukça doğaldır. ''Seneye yenisini alırız, sen üzülme'' gibi cümleleri çocuklara kurmak oldukça yersizdir. Özellikle bu tarz travmaların etkisiyle, yetişkinlik döneminde normal et yemesine rağmen kurban eti yiyemeyen, çiğ et kokusundan rahatsız olan, ete dokunamayıp, kesemeyen, hatta hiç et yiyemeyen veya sadece yemeklere kıyma formunda katılırsa yiyen insanlar hiç de az değildir.

5) Çocuklarınızın duygularını ifade etmesine izin vermelisiniz!

''Erkekler ağlamaz.'', ''Sen büyüdün artık kocaman kız oldun, ağlanacak ne var bunda.'' gibi tepkiler vermek çocuklarınızın duygularını bastırmasına ve daha sonra daha yoğun şekilde korkular ve fobiler edinmesine neden olabilir. Çocuklarınıza kurban kesmeyi izlemeyi ''Güçlülük'' olarak yansıtmamalısınz!

6) Televizyon ve internetteki video ve fotoğraflara dikkat edin!

Özellikle kurban bayramı süresince kaçan hayvanlar, kanlı görüntüler, yaralanmalar gibi oldukça travmatik görüntüler yayınlanıyor. Bu görüntülerden çocuğunuzu mutlaka korumaya çalışın.

8) Çocuğunuz ''Şiddet'' kavramını normalleştirebilir.

Özellikle aile büyüklerinin kurban kestiğine şahit olan çocuklar hayvan öldürmenin olağan bir davranış olduğunu düşünebilir ve bunu model alabilir. Kanlı görüntülere ve kesici aletlerin kullanımlarına alışkın olmayan bir çocuğa bir hayvanın ölüm anını izletmek, o anki kokuyu, hayvanın vücudundaki titremeyi bile görmesine izin vermek, hatta kanını alnına sürmek çocukta (yetişkinliğinde de dahil olmak üzere) ciddi problemlere neden olabilmektedir.

9) Çocuğun kurbanlık hayvanla uzun süreli temas etmesine izin vermek sakıncalıdır!

Besledikleri ve duygusal bağ kurdukları hayvanların kesilmesi çocuklar için çok rahatsız edicidir; özellikle küçük çocuklara çok ağır etkiler yapabilir. Bu nedenle çocukların kurbanlık hayvanlarla uzun süreli teması olmamalıdır. Çocuğun beslediği bir hayvanın gizlice kesilmesi ve özellikle de bir hayvanın etinin daha sonra çocuğa aldatmacayla yedirilmesi çocukları aşırı etkileyebilmektedir.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!!

Kurban Bayramı’nda hayvanın öldürüldüğünü veya acı çektiğini düşünen çocukta ölüm korkusu başlayabilir. Kabuslara sebep olabilecek bu durum çocuğun anne ve babasıyla yatmak istemesine, altını ıslatmasına veya et içeren yiyecekleri yemeyi istememesine sebep olabilir. Bu çocuklar, zamanla içine kapanırken, hırçın davranabilir veya tek başına yapabileceği işleri yapmaktan korkabilir. Ayrıca bıçakla oynama ve arkadaşlarına zarar verme gibi olası sonuçlar da görülebilir. Çocukta böyle belirtiler baş gösterirse mutlaka bir uzman desteğine başvurmak gerekir.

Onlara geleneksel bir bayram bırakmak demek, bayramın felsefesini, anlamını, ruhunu anlatabilmektir. Bunların içinde ise şiddet, bir canlıya acı çektirmek, her yeri kan içinde bırakmak, küçük çocukların eline bıçak vermek asla olamaz. Çocuğun kurban bayramını, kurban kesmenin önemini anlaması için kesimi izlemesi ise hiç gerekmez. Nerede olursak olalım, bizim ve çocuklarımızın işe ve okula gitmediği bu süreyi onlarla keyifli şeyler paylaşarak geçirmemiz önemli. Normal koşuşturmanın içinde yapamadığımız sohbetleri yapma, onları tanıma, zorluklarını anlama şansımız olabilir. Onlara, doğru değerleri verebiliriz. Gelenekleri sürdürmek için büyükleri ziyaret etmek, akrabalarla görüşmek, bayram gezmelerini paylaşmak eğlenceli olabilir.

Herkese huzurlu, ailecek kaliteli vakit geçirdiğiniz, mutlu bir bayram diliyorum.

Paylaş:
Cansu Avcı
Cansu Avcı

KLİNİK PSİKOLOG CANSU AVCI Lisansımı Yeditepe Üniversitesi’nde yaptıktan sonra, eğitimime Okan Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans ve Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programlarıyla devam ettim. Lisans sürecinde Tekirdağ Devlet Hastanesi, Dora Hastanesi gibi sağlık kuruluşlarında stajyer psikolog olarak yer aldım. Bunun yanı sıra Mor Çatı gönüllüsü/Psikolog Feride Güneri’nin üniversitede verdiği Sosyal Sorumluluk Projesi dersi kapsamında bir özel eğitim merkezinde bulunan engelli çocuklar ve ailelerine destekleyici firma bulup kıyafet yardımı yaparak ve özel günlerde verdikleri organizasyonlara gönüllü olarak destek verdim. Yüksek lisansım süresince Doç. Dr İrem Erdem Atak’ tan süper vizyon alarak danışan gördüm. Ayrıca bu süreçte KAÇUV (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) önderliğinde Şişli Etfal Hastanesi’nde kanser tedavisi gören çocuk ve ailelerine destek görüşmeleri yapmaya devam ettim. Bu süreçteyken Psikiyatrist Alp Karaosmanoğlu’ndan Şema Terapi ve Doç. Dr. İrem Erdem Atak’tan Peri Masalları Testi eğitimini aldım. Daha sonra obezite ve yeme bozuklukları üzerine çalışan özel bir klinikte 4 sene boyunca danışan görmeye devam ettim. Bu süreçte duygusal yeme, tıkınırcasına yeme, alışkanlık değişiklikleri, motivasyon, anksiyete, özgüven problemleri, depresyon, ilişki problemleri, beden algısı bozuklukları gibi konularda oldukça fazla sayıda danışanla seanslar yaptım. Daha sonra Nefes Okulu’nda, nefes terapiyi öfke/stres kontrolü, anksiyete, obezite ve birçok psikolojik/fizyolojik problemlerde nasıl uygulayabileceğim hakkında eğitim aldım. Şu an Göztepe’de bulunan ve kurucusu olduğum Empati İstanbul Danışmanlık Merkezi’nde seanslarımı yürütmekteyim. Projeler Ergenlerde benlik saygısı, beden algısı ve yeme bozukluğu Obezite ve dürtü bozukluğuyla ilişkisi

Yorumlar
Yorum yaz...