Öfkemizle Barışmak

Bizi Instagram'da takip etmek ister misiniz?

Öfkemizle Barışmak

Merhabalar saygıdeğer takipçilerim,

Sizlere günümüz insanının problemlerinin başında gelen öfke ve öfke kontrol probleminin detaylı bir incelemesini yapmak istiyorum. Umarım sıkılmazsınız…

Bu yazıya başlamadan önce söyleme gereksinimi duyduğum şey, Duygu Odaklı Bireysel Terapi Eğitimi aldıktan sonra ülkemizin çeşitli köşelerinden danışanlarımın genel probleminin öfkeye bağlı problemler olduğunu görmemdir ki aslında bu problem durumuna bile isteye gelmediğimizi ve bazen de gerekli öfke kontrolünü yapamadığımızı fark ettim. Yazmamdaki amaç ise, psikologlar ve psikolojik danışman gibi alan danışanlarından çok tüm insanlığın faydalanmasını istediğim bir kaynak olmasıdır. Bu sebeple kaynağın dilini sade tutmaya çalıştım. Ayrıca, Samsun’da Evlilik ve Aile Danışmanlığı Yüksek Lisansına başladığımdan bu yana sorunlara sadece birey temelli bakmayıp, öfkenin aile üzerindeki etkileri üzerine de sistemik düzeyde incelemelerim olmuştur ve olmaya devam edecektir. Vereceğim örnekler ile destekleyeceğim bu kaynağın 18-65 yaş arasındaki pek çok insanın rahatça anlayacağı düzeyde olacağını düşünmekteyim. O halde artık, yazıya geçelim.

Giriş

Öfke dediğimizde aklımıza daima bağırmak, küfür etmek ve şiddet gibi olumsuz düşünceler gelmektedir. Aslında, öfke sadece bu durumdan ibaret değildir. İnsanın sürekli olarak devam etmekte olduğu yaşamında, öfkesini haklı olarak göstermesi gereken yerler olabilir. Örneğin, haklı olduğu bir durumda haksızlığa uğradığını hissederse yani yapmadığı bir şey yüzünden yargılanırsa, eleştirilirse veya varlığı yok sayılırsa bireyin öfkelenmesi çok doğaldır. Peki bu öfkenin ölçütü nedir? Yani haksızlığa uğradığı için kendine veya başka birisine zarar vermesi uygun mudur? Gerekli midir? O halde şimdi öfkenin temeline ve ilk zamanlarına sizi ışınlamak istiyorum. Evrimsel olarak bakıldığında, insanoğlu Dünya’ya geldiği ilk zamanlarda avcılık ve toplayıcılıkla uğraşmış, yabani hayvanlarla mücadele etmiş zamanla tarıma geçse de ülkeler arasında bitmek bilmeyen savaşlara katılmıştır. Bu yaşam olayları, insanın psikolojik sağlamlığını hem olumlu hem olumsuz etkilemiştir. [Psikolojik sağlamlık, bir olay veya durum karşısında ne kadar başarılı çatışma çözme stillerine sahip olduğumuzu ve psikolojik anlamda zararı en aza indirgememizi sağlayacak yapımızdır.] Bununla birlikte, yaşam içerisinde sürekli değişmekte olan genler, her anıya göre şekillenmektedir. Atalarımızın bu yaşantıları, insanoğlunun genlerindeki saldırgan ve öfkeye yatkınlığı arttırmaktadır. Ancak, bu yatkınlığa rağmen birçok insan öfke ve saldırganlıktan nasıl uzak kalabilmektedir? Bazılarımız, olumsuz yaşam olayları karşısında öfkemizi kontrol edebiliyor, vücudumuzu tam anlamıyla yönlendirebiliyoruz. Araştırmalara göre, pek çok insan saldırganlık tutumundan uzak yaşam sürmektedir. Psikolojik sağlamlık (resilience) dediğimiz kavram, biz insanoğlunun her olay karşısındaki yol haritasını ve bunlarla başa çıkabilme veya hayatta kalabilme mekanizmasını gözler önüne sermektedir. Günümüzde ruh sağlığı alanı uzmanları, bu konularda çeşitli çalışma ve psiko-eğitimler düzenlemektedir.  Bireyin bu sağlamlığa sahip olması, biz ruh sağlığı çalışanlarının isteyeceği ilk şeydir. Çünkü, eğer siz psikolojik sağlamlığa sahipseniz, bir durum veya olay karşısında ne yapmanız gerekeceğini bilecek ve problem odaklı olmaktan çok çözüm odaklı olacaksınızdır. Bir sorunu, problem olarak görmekten çok bu probleme dair çözüm önerisi ile olaya bakacaksınızdır.

ÖFKE DUYGUSU KAÇINILMASI GEREKEN BİR DUYGU MUDUR?

Şimdi derin bir nefes alıp, bugün neler hissettiğinizi ve bu hissettiğiniz duygularınızın ne kadarını yüz ifadeniz, duruşunuz ile diğer insanlara ve Dünya’ya aktardığınızı düşünün. Hayatımız içerisinde, doğuştan geldiği kabul edilen duygularımızı kullanırız. Bunlar; korku, utanç, tiksinme, üzüntü, şaşkınlık, öfke, mutluluk’tur. Paul Ekman’a göre 7+2 duygumuz vardır. Peki bu duyguları hissettiğimizin her an farkında olabiliyor muyuz? Ben, şuan utanıyorum, tiksiniyorum ya da ben bugün öğlen utandım diyor muyuz? Gündelik yaşamın stresi ve rutini içerisinde, pek çok kez kendimize zaman ayıramadan 24 saatin dolduğunu görmekteyiz. Bu sebeple, farkında olmadan duygularımızı yaşayabiliyoruz. Kendimizle ilgili düşüncelerimizi bile belki de kendimize yansıtamıyoruz. İnternette geziyor, sosyal medya ve video platformlarında zaman geçiriyoruz. Telefonu bir kenara koyup, kendimizle 15 dk vakit geçirebiliyor muyuz? Dünya’ya ayak basmamız ile birlikte bizlerle olan duygularımızın hepsini uyumlu bir şekilde yaşamalıyız. Uyumlu kelimesinden kastım, gerektiği kadar, aşırıya kaçmadan, kendimize ve bir başkasına zarar vermeden, hayattaki işlevselliğimizi bozmadandır.

ÖFKE KONTROLÜNDE BİZLERE YARDIMCI OLABİLECEK ÖNERİLER

  • Öfkenize sebep olan durum veya olayın sizdeki yansıması nedir? Üzüntü, korku, utanç… Üzüldüğünüz için mi öfkelisiniz? Karşınızdaki insana neler hissettiğinizi açıkça ifade edin. Duygularınızdan kaçınmanız, karşı tarafın sizi anlamasını zorlaştıracaktır.
  • Öfkenizi neye benzetiyorsunuz; yetişkinler bununla ilgili yazılar yazmalı, çocuklar için ise resim çizmesi uygun olabilir.
  • Sizi öfkelendiren şeylerin bir listesi yapılmalı, ayrıca öfkenizi biriktiren bir faktör var mı bunun belirlenmesi için bu önemlidir.
  • Ortamdan uzaklaşmak pek çok kaynakta önerilse de, aile ortamından uzaklaşma sayısı arttıkça aile bütünlüğünün bozulması gerçekleşebilmektedir.
  • Nefes alma teknikleri ve progresif kas gevşeme tekniklerinin kullanılarak bireyin öfkeli durumunun sonlandırılması gerçekleştirilebilir.
  • Ruh sağlığı çalışanlarından, psikolojik destek alarak da öfke kontrolünüzün çözümü için yol kat edebilirsiniz.

Psikolog Fatih Alparslan ÇIRACI

Paylaş:
Fatih Alparslan Çıracı
Fatih Alparslan Çıracı

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunuyum. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Evlilik ve Aile Danışmanlığı Yüksek Lisansı yapıyorum. Çocuk Testleri Uygulayıcısı, Duygu Odaklı ve Bilişsel Terapist ayrıca Oyun Terapistiyim. Online olarak ve yüz yüze danışan kabul etmekteyim.

Yorumlar
Yorum yaz...