Öfkenin Yaşanması Değil, Kontrolünün Sağlanamaması Sakıncalıdır

Bizi Instagram'da takip etmek ister misiniz?

Öfkenin Yaşanması Değil, Kontrolünün Sağlanamaması Sakıncalıdır
öfke, çocuklar, öfke kontrolü

Öfke; doyurulmamış ihtiyaçlara, isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere karşı verilen bir tepkidir. Tüm olumlu duygularımızı kabul ettiğimiz gibi öfkemizi de kabul etmeliyiz. Sınırı aşmadığı takdirde doğal, sınırları aşıp saldırganlığa dönüştüğünde son derece yıkıcı bir duygu olabilmektedir. Yani aslında öfkemizi yaşamamız değil, kontrolünü sağlayamamamız sakıncalıdır.

Küçük çocukların istekleri yerine gelmediği zaman yer, mekan fark etmeksizin kendilerini yerden yere vurduklarına şahit olmuşuzdur. Aslında çocukların haz alma duygusunu engellediğimizde, öfkelenip bu tarz davranışlara yöneliyorlar.

Çocuklarda bir buçuk- üç yaş civarında öfke nöbetleri artış gösterir. Çocuklar bu yaş döneminde özerkleşmeye çalışarak, kendi yemek, kendi giyinmek, kendi yapmak ister; bunlar engellediği takdirde problem kabul edilen öfke patlamaları yaşarlar. Biz yetişkinler olarak kendimizi düşünelim bizlerde isteklerimiz olmadığında, engellendiğimizde öfkenlenmiyor muyuz?

Biz yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da durum böyle gelişiyor. Peki bunun sıklığı, derecesi neden etkileniyor diyecek olursanız; ilk başta mizaç. Çocuğun öfkesini yaşamasında ki temel kriter onun mizacıdır. Dil gelişimi tam olarak gelişmeyen çocuklarda, kendini ifade edememenin getirdiği durumla birlikte öfkelenmesi kaçınılmaz oluyor. Aynı zamanda temel ihtiyaçlar zamanında, yeterince karşılanmadığında, açlık ya da yorgunluk gibi, duyguları kontrol etmekte zorluk yaşanabiliyor.

Ebeveynlerin öfke nöbeti sırasında ya da hemen ardından çocukla daha fazla ilgilenmesi, isteklerini yeter ki sussun diye yerine getirmeleri öfke nöbetlerinin pekiştirilmesini sağlar ki bu istenmeyen bir durumdur. Çocuğun neye öfkelendiğini, ne sıklıkla öfkelendiğini, hangi ortamda kimlerin yanında bu durumu yaşadığı iyi analiz edilirse problemi çözmek kolaylaşacaktır.

Çocuklar rutinleri severler ve bu rutinlerin bozulması onların dış dünyayı anlamalarını zorlaştırır. Çocukları ani durum değişikliklerine hazırlamak öfke oluşumunu engeller.

İnatlaşmaktan vazgeçerek çocuğa seçme şansı vermek ise çok önemli bir adımdır. Çocuklarınızın bireysel özelliklerine göre neyi yapıp neyi yapamayacaklarının farkına varıp, onları zorlayacak aktivitelerden ve beklentilerden kaçınmak öfke nöbetlerinin oluşmasını engeller.

Öfke nöbetleri esnasında ebeveynlerin sakin kalması önemlidir. Bağırmak, vurmak, sarsmak gibi tutumlar çocukların saldırgan davranışlar kazanmasına sebep olur. Sizleri korkutan düzeyde bir nöbet olduğunda örneğin morarma, ter içinde kalma, saatlerce ağlama gibi durumlarda paniğe kapılmadan soğukkanlı bir şekilde çocuğu sakinleştirmeye çalışmak gerekir; örneğin sakin bir yere götürmek, ilgisini dağıtmak veya eğer mümkünse ondan uzaklaşmak gibi. Öfke nöbeti sonrasında konuşarak, ilgi ve sevgi gösterilmesi önemlidir.

Eğer öfke nöbetlerinin sıklığı ve şiddeti her geçen gün artırıyorsa ve yetemediğiniz düşünüyorsanız, sakin kalamıyorsanız bir uzmandan yardım alabilirsiniz.

Psikolojik Danışman

Nimet ATICI

Paylaş:

Etiketler:

Nimet Atıcı
Nimet Atıcı
Merhaba, ben Nimet Atıcı. Giresun Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunuyum.
Yorumlar
Yorum yaz...