Okula Dönüş Dönemi Kabus Olmasın!

Danışmanlık merkeziniz için veya sizin için özel tasarlanmış bir websiteniz olmasını ister misiniz?

Okula Dönüş Dönemi Kabus Olmasın!

Uzun bir yaz tatilini geride bıraktık. Milyonlarca öğrenci için okula dönüş dönemine girdik ve geri sayım başladı. Pek çok öğrenci için özgürce oyun oynadığı, istediği saatte uyuyup uyandığı, bol bol gezdiği bir dönem geride kalacak ve bu durum bazı çocuklar üzerinde bazı duygusal değişimleri getirebiliyor. Tatil dönemi gibi keyifli bir süreçten sonra çocuklar biraz stresli ve depresif bir duygu durumuna girebiliyor. Özellikle ailenin yaklaşımıyla birlikte bu stres artabiliyorken doğru yaklaşımla oldukça sağlıklı bir şekilde de atlatılabiliyor ve adaptasyon süreci daha hızlı oluyor.

Tatil dönüşleri yetişkinler için bile oldukça zor olurken, çocuklar için değişen rutinlere ayak uydurmak ve sorumluklarını tekrardan kabullenebilmek daha da zor olabiliyor. Bu konuda iyi haber, çoğu çocuğun zaten bu duyguları yaşadığı ve bu durumun okulu sevmemesiyle bir ilişkisi olmaması. ‘’Normal bir süreç’’ olması konuyu önemsizleştirmemiz anlamına gelmiyor tabi ki. Bu nedenle bu adaptasyon sürecinde ailelerin çocuklarına nasıl yaklaştığı çok önemli bir taraf. Peki, bu dönemde çocuklarınıza nasıl destek verebilirsiniz? İşte birkaç öneri,

  1. Çocuğunuzu dinleyin, size ne anlatmaya çalıştığına dikkat edin!

Aslında en önemli nokta çocuğumuzla doğru iletişime geçebilmek. Ne dediğini, hangi duygularını/düşüncelerini size anlatmaya çalıştığını, beden dilini doğru anlayabilmek, hatta gerekirse ona duygularını bir ayna gibi yansıtabilmek. Burada önemli olan nokta, okula gitmek istememesiyle ilgili nedenleri doğru bir şekilde keşfedebilmek. ‘’Okula başlamak konusunda biraz stresli olduğunu görebiliyorum, bununla ilgili biraz konuşmak ister misin?’’ gibi kendini anlatabileceği açık uçlu sorular sorabilirsiniz. Onu dikkatle dinleyin ve asıl kaynağı öğrenmeye çalışarak bağı güçlendirin. ‘’Yanındayım’’ güvenini hissettikçe korkuları konusunda size karşı daha açık olacaktır.

  • Korkularının/endişelerinin farklı nedenleri olabileceğini unutmayın!

Bunları keşfetmeye, anlamaya çalışırken tek bir sebebe bağlı olmayacağının farkında olmanız da önemli bir nokta. Birçok farklı sebep olabilir; dersleri unuttuğunu ve başarısız olacağını düşünüyor da olabilir, arkadaşlarıyla yakın ilişkiler kuramayacağını kimsenin onunla oynamayacağını da düşünüyor olabilir, size karşı yüksek sorumluluk da hissedebilir. Yukarıda da bahsettiğim gibi nedenleri doğru belirlemek ve onlarla ilgili iletişime geçmek çok önemlidir. Ama bu kaygı ve korkuları çok yoğun yaşıyorsa bir psikologla görüşmeniz de yararlı olacaktır.

  • Öğretmenleriyle önceden iletişime geçin!

Çocuğunuzda okulla ilgili var olduğunu düşündüğünüz bir problem varsa öğretmenlerini bilgilendirmek yararlı olacaktır. Hem sınıf öğretmeni hem rehberlik birimi bu konuda hem aileye hem öğrenciye destek olacak ve adaptasyon sürecini kolaylaştıracaktır. Bu süreçte öğretmenler ve ebeveynler olarak bir ekip gibi yaklaştığınızı düşünebilirsiniz, çünkü çocuğunuzun okuldaki halinin ilk gözlemcisi öğretmenleridir. Ebeveynler ve öğretmenler olarak bu dönemde birbirinize sık sık geri bildirim vermeniz yararlı olacaktır. Bu nedenle birlikte yaklaşmak kesinlikle daha etkili sonuçlar getirecektir.

  • Okul açıldığı gün okula biraz erken gidin.

Okulun açıldığı gün 1-1 buçuk saat erken gitmek hem ortama tekrardan alışmasını hem de arkadaşlarıyla biraz konuşmasını ve kendisini daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Okulun ilk günü sonrası beraber planladığınız bir aktiviteyi yapmak da çocuklara iyi hissettirecektir. Hatta belki okuldaki birkaç arkadaşını da davet ederek beraber bir aktivite bile yapılabilir.

  • Beraber kırtasiye alışverişine çıkın!

Kendisinin seçeceği defterler, kalemler okulla ilgili daha çok motive edecektir. Aldıklarını bir an önce kullanma isteği okula başlamakla ilgili endişeleri azaltabilmekte ve yerini daha tatlı bir heyecana bırakabilmektedir. Kullanacakları gereçleri onların seçme özgürlüğüne bırakarak, sorumluluk almalarını sağlayarak bu sürece onları da dahil edin. Hatta aldıklarını odasına yerleştirmesi, masasını düzenlemesi teşvik edilebilir. Çalışma masasının çevresine motive edebilecek aksesuarlar konulabilir.

  • Peki ya sizin endişeleriniz?

Bu noktada en önemli taraf ailenin çocukları üzerinde nasıl bir duygu bıraktığı. Farkında olmadan kendi stres ve endişelerimizi çocuklara yansıtabiliyoruz. Bu nedenle çocuklar bazı durumlarda aileden gelen yüksek beklentileri ve sorumlulukları karşılayamayacağını düşünebiliyor. Bu yüzden de endişe ve kaygı seviyesi çok artabiliyor ve okulda bunlardan kaynaklı başarısız bir akademik performans da gösterebiliyor. Tüm bunlara baktığımızda lütfen anne/baba olarak kendinizi de değerlendirin. Siz ne kadar kaygılı ve stresli olursanız çocuğunuz bir sünger gibi o duyguları çekecektir ve içselleştirecektir.

Şunu unutmamak gerekir ki, yukarıda bahsettiğim her madde her çocuk için farklılık gösterebilir tabi ki. Çocuğunuzu gözlemleyerek neye ihtiyacı olduğunu fark edebilmek biraz da size düşüyor. Onlara da dümeni ele almalarına izin verin, bazı zamanlarda bırakın onlar da kendi çözümlerini üretmeye çalışsınlar, tüm sorumluluğu siz almayın. Çözüm üretirken ‘’destek olun’’, tüm çözümü siz üretmeyin. Ama unutmayın ki bu geçici bir süreç, alışkanlıkları değiştirebilmek kolay değildir ve 3 aylık bir yaz tatilinin ardından bir anda adapte olabilmesini beklemek çok gerçekçi olmaz. O yüzden bu süreci olabildiğince doğru destekle atlatmaya bakın. Ama dediğim gibi daha çok şiddetlenen durumlarda mutlaka bir uzmanla görüşün.

Şimdiden tüm öğrencilere güzel, kendilerini gerçek anlamda geliştirebildikleri, ailelere de her zaman çocuklarının yanında oldukları, onları gerçek anlamda anlamaya çalıştıkları bir eğitim yılı diliyorum.

Sevgilerle. 

Paylaş:
Cansu Avcı
Cansu Avcı

KLİNİK PSİKOLOG CANSU AVCI Lisansımı Yeditepe Üniversitesi’nde yaptıktan sonra, eğitimime Okan Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans ve Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programlarıyla devam ettim. Lisans sürecinde Tekirdağ Devlet Hastanesi, Dora Hastanesi gibi sağlık kuruluşlarında stajyer psikolog olarak yer aldım. Bunun yanı sıra Mor Çatı gönüllüsü/Psikolog Feride Güneri’nin üniversitede verdiği Sosyal Sorumluluk Projesi dersi kapsamında bir özel eğitim merkezinde bulunan engelli çocuklar ve ailelerine destekleyici firma bulup kıyafet yardımı yaparak ve özel günlerde verdikleri organizasyonlara gönüllü olarak destek verdim. Yüksek lisansım süresince Doç. Dr İrem Erdem Atak’ tan süper vizyon alarak danışan gördüm. Ayrıca bu süreçte KAÇUV (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) önderliğinde Şişli Etfal Hastanesi’nde kanser tedavisi gören çocuk ve ailelerine destek görüşmeleri yapmaya devam ettim. Bu süreçteyken Psikiyatrist Alp Karaosmanoğlu’ndan Şema Terapi ve Doç. Dr. İrem Erdem Atak’tan Peri Masalları Testi eğitimini aldım. Daha sonra obezite ve yeme bozuklukları üzerine çalışan özel bir klinikte 4 sene boyunca danışan görmeye devam ettim. Bu süreçte duygusal yeme, tıkınırcasına yeme, alışkanlık değişiklikleri, motivasyon, anksiyete, özgüven problemleri, depresyon, ilişki problemleri, beden algısı bozuklukları gibi konularda oldukça fazla sayıda danışanla seanslar yaptım. Daha sonra Nefes Okulu’nda, nefes terapiyi öfke/stres kontrolü, anksiyete, obezite ve birçok psikolojik/fizyolojik problemlerde nasıl uygulayabileceğim hakkında eğitim aldım. Şu an Göztepe’de bulunan ve kurucusu olduğum Empati İstanbul Danışmanlık Merkezi’nde seanslarımı yürütmekteyim. Projeler Ergenlerde benlik saygısı, beden algısı ve yeme bozukluğu Obezite ve dürtü bozukluğuyla ilişkisi

Yorumlar
Yorum yaz...