ŞİDDETE TANIK OLAN ÇOCUKLAR

Danışmanlık merkeziniz için veya sizin için özel tasarlanmış bir websiteniz olmasını ister misiniz?

ŞİDDETE TANIK OLAN ÇOCUKLAR

Günümüzde hızla artmakta olan şiddet içerikli olaylar herkesin tahammül sınırını zorlayan ve etkili bir adım atılamamasıyla da insanları geren bir olgu haline gelmiştir. Gerek medyada gerekse çevremizde görülen şiddet olaylarının bir o kadar da görünmeyen tarafı vardır. Şiddet karşısında mağdur olan birinin şiddete uğradığının da farkına varmaması muhtemeldir.

Günlük hayatta birçok insan dolaylı veya doğrudan şiddete maruz kalmaktadır. İnsanlar bazen maruz kaldıkları durumun şiddet olup olmadığını ayıramamakta ve farkında olmadan uzun süreli bir şiddete maruz kalmaktadırlar. Bunda ki en önemli neden şiddet kavramının tam olarak tanımlamaması veya tanınmamasıdır (Zara ve İnci, 2008).

Şiddetin en genel tanımı; bireylerin fiziki ve ruhsal sağlıklarının zarar görmesine sebebiyet veren her türlü eylem olarak yapılabilir (Canpolat, 2010).

Günümüzde ise en çok aile içi şiddet olayları ile karşılaşmaktayız. İnsanlara stres verici her türlü durum en başta aile içi ilişkilerin bozulmasına yol açmaktadır. Bu gerginliklerin ruhsal anlamda boşaltılması ise ne yazık ki şiddetle gerçekleştirilmektedir. Bu durumda beraberinde ilişkilerin daha da bozulmasına, geri dönüşü olmayan hataların yapılmasına, ailede ki çocukların ciddi boyutta zarar görmesine neden olmaktadır.

İbiloğlu (2012)’na göre; aile içindeki çocuk ebeveynlerinin kendi aralarında ki şiddet eylemlerine tanık olması onda saldırganlık davranışlarının oluşumuna, uyku ve beslenme sorunlarına yol açmaktadır. Bu durumda döngüye yol açarak o çocuğun ileri de yetişkin çağında ruhsal gerilimini şiddet eylemleriyle boşaltmaya çalışmasına neden olacaktır (Akt., Dursun, 2018).

Günümüzde yaşanan şiddet olaylarının temelinde de geçmişten gelen aynı tarz olaylar yatmakta ve bu döngü yıllardır devam etmektedir. O nedenle şiddet olaylarının önüne geçebilmek için şiddet eylemini yapan insanlardan ziyade onlara rol model olacak kişilere yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Bir insanın dışa vurduğu üzüntü, korku, kızgınlık, kaygı, utanç, güvensizlik ve umutsuzluk gibi olumsuz duyguların temelinde çocukluk döneminde şahit olunan aile içi şiddet yer alabilmektedir. Aynı zamanda bu şiddet olayı, çocuğun öz güvenini zedelemekte, yaşama arzusunu, başarı düzeyini, sosyal faaliyetlere katılabilme yeteneklerini köreltmektedir (Özgentürk, 2012).

Bir çocuk doğduğu andan itibaren sevildiğini hisseden, onaylanan, destek gören, birlikte kaliteli vakit geçirilen, sevgi, saygı, güven ve anlayışla bürünmüş olan ortamlarda yer aldıysa özgüveni sağlıklı şekilde gelişim göstermektedir. Ancak aile içi şiddet olaylarına tanık olan, aşağılanan, devamlı azarlanan, küçük düşürülen ve eleştirilen, sevgisiz ve ilgisiz ortamlarda bulunan çocuklar ise özgüveni düşük bireyler olarak yetişmekte ve ilerleyen dönemlerde yeni şiddet olaylarının başrolünde yer alacak insanlar olarak yaşamlarına devam etmektedirler (Doğan, 2001).

Emrah BİNGÜL
Psikolojik Danışman

KAYNAKÇA

Canpolat, U. (2010). Psikoloji Sohbetleri-Kendinizi Nasıl Hissetmek İsterdiniz?. Timaş Yayınları, İstanbul, s.90.

Doğan, S., Güler, H. ve Kelleci M. (2001). Hastaların Öfkeli Davranışları Karşısında Hemşirelerin Yaklaşımları. C.Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 5(1).

Dursun, E. 2018. Çocukluk Çağında Aile İçerisinde Şiddete Maruz Kalmış Bireylerde Özgüven ve Öfke Kontrol Durumlarının İncelenmesi. (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Gelişim Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Özgentürk, İ., Karğın, V. ve Baltacı, H. (2012). Aile İçi Şiddet ve Şiddetin Nesilden Nesile İletilmesi. Polis Bilimleri Dergisi, 14(4).

Zara, A. ve İnci, M. (2008). Aile İçi Şiddet Konusunda Bir Derleme. Türk Psikoloji Yazıları, 11(22), 81-94.    

Paylaş:
EMRAH BİNGÜL
EMRAH BİNGÜL

Herkese merhaba. Yazılarımızı okuduğunuz ve bizlere destek verdiğiniz için teşekkür ederim.

Yorumlar
Yorum yaz...